M’nin Hikayesi ya da Kiç, Yoksulluğun Kaderi Olamaz

man_without_a_past_xlg

Kaurismäki’nin Geçmişi Olmayan Adam’ı (Mies vailla menneisyyttä), önemli bir dogmanın kırılışını temsil ediyor. Estetik ve yoksulluk arasındaki kopukluğu. Politika kurumu özellikle geç modernleşen ülkelerde fakirliği lümpenlik sınırlarına hapsedip, bu sınır dahilinde kiç bir varoluşa sıkıştırmaya çalışır. Politik tercihten barınma alanlarına, müzikten medyaya kadar yoksulluğa sunulan tüm gösteri estetikten kopartılmıştır hatta estetiğin zengin sınıflara ait özel bir alanmış gibi algılanmasını da körükler.

Oysa sinemanın ilk doğduğunda, opera ve tiyatro gibi pahalı sanat alanlarına alternatif olduğunu ve özellikle sanayileşmiş yeni kent işçi sınıflarının eğlence alanı olduğunu ya da Finkelstein’ın işaret ettiği gibi cazın ezenlere karşı Siyahi Amerikanların diğer göçmenlerle birlikte verdiği ortak bir mücadelenin müziği olduğunu atlıyoruz. Rafine bir estetik ve sanat algısını sadece paraya endekslemek ise modernitenin yapısal teloslarından biri. Rafine sanatın antik dönemde kamusal oluşu daha sonraki dönemlerde iyice patronaj kıskacına sıkışmasını Benjamin uzun uzadıya örnekleriyle tartışır. Kaldı ki böyle bir patronaj baskısı avangardın ilk dönemlerinde bozguna uğramıştı, özellikle Dada ile rafine sanat yeniden kamusallaşma eğilimi göstermişti ta ki koleksiyonculuk, galericilik ve müzecilik yeniden hortlayıp, sanatı patronaj kıskacına yeniden sokana kadar.

Kaurismäki’nin Geçmişi Olmayan Adam’ı bir gece saldırıya uğrayıp başına aldığı darbeyle, adı dahil tüm geçmişini unutan M’nin tuhaf hikayesini anlatıyor. M hafızasını kaybettikten sonra bilmediği bir varoş alnında konteynırlar içinde yaşayan insanların arasına geliyor ve orada bir konteynır kiralayıp sıfırdan yeni bir yaşama başlıyor. M’nin temizlediği konteynırı için hurdalıktan aldığı ilk eşya bir müzik kutusu, bu müzik kutusunda rock, blues ve caz plakları dinliyor. Sonrası ise M’nin ilahi çalan bir kilise yardım grubunu, gece küçük konserler veren bir rock grubuna dönüştürmesini izliyoruz. M’nin yardım kurumundan aldığı kıyafetler ise siyah güzel bir takım elbise, patates ekerken bile bu siyah takımını üzerinden çıkartmıyor.

Şimdi buradaki anlatı karşısında M’nin Finlandiya’da yaşadığı ve karnı aç olanın cazla ne işi olur gibi eleştiriler getirilebilir. İşte filmin estetik ve yoksulluk arasındaki kopukluğu yok ettiği nokta tam da burası. Kaurismäki’nin kurduğu uzam zaten ne bir dönemi ne de baskın bir kültürü anlatıyor, filmin uzamsızlığı en önemli kriteri. Film boyunca kullanılan mekansızlık ve zamansızlık hatırıma bir batı varoşundan ziyade, Angelopoulos’un Leyleğin Geciken Adımı’ndaki göçmenlerin ve sığınmacıların felakete yakın (kendilerini astıkları, birbirlerini öldürdükleri) yaşadıkları bir kampı anımsatıyor. M’nin hikayesi estetik ve yoksulluk arasındaki mesafenin ortadan kaldırılışı için önemli bir eylem. Çünkü estetik ve yoksulluk arasında açılan mesafe, bugün kiç politikanın bu kadar baskın ve tekel oluşunun en önemli motivasyonlarından biri. İdeolojik zeminini kiç kodlar üzerine inşa eden, sınıflar arasındaki tüm ekonomik açıklıkları din mefhumu ile doldurmaya çalışan ve faşizmi güçlü bir şekilde besleyen bir siyasi aklın en büyük düşmanı rafine bir sanat ve estetik bir varoluş. Kiçi ve lümpen kodları yüceleştirip, kendi yegane varoluş biçimi olarak görenlere, 1985’te Ekmek & Kukla Tiyatrosu’nun deklare ettiği Ucuz Sanat Manifestosu[1]’nu anımsatmak gerek;

NEDEN UCUZ SANAT? manifestosu

İNSANLAR çok uzun zamandır

SANATIN, MÜZELERİN VE ZENGİNLERİN

bir AYRICALIĞI olduğunu düşünüyor.

SANAT TİCARET DEĞİLDİR !

Sanat, bankalara ve hayal tacirlerine bağımlı olamaz.

SANAT EKMEKTİR. Sanatı YİYEMEZSİN ANCAK sanat

seni BESLER. SANAT UCUZ ve HERKES için ulaşılabilir

olmalı. Sanat, HER YERDE olmalı çünkü o DÜNYANIN

İÇİNDEDİR.

SANAT ACILARI DİNDİRMELİDİR!

Sanat uyuyanları uyandırmalıdır!

SANAT SAVAŞA VE AHMAKLIĞA KARŞI SAVAŞMALIDIR!

SANAT ŞÜKÜR İLAHİLERİ SÖYLER!

SANAT MUTFAKLAR İÇİNDİR!

SANAT İYİ PİŞMİŞ TAZE BİR EKMEK GİBİDİR!

Sanat yeşil ağaçlar gibidir!

Sanat, mavi gökteki beyaz bulutlar gibidir!

SANAT UCUZLADI! YAŞASIN!

 

 

[1] Çağrılmayan Cemaat No:1 içinde. Çev: Halil Duranay

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s