Kapitalizm Ceset Biriktirmeye Devam Ediyor

Adorno’ya göre: Kitlelerin tüketimine göre düzenlenen ve büyük ölçüde o tüketimin yapısını belirleyen ürünler, tüm sektörlerde az çok bir plana göre üretilir. Tüm sektörler yapısal olarak benzerdir ya da en azından birbirinin açıklarını kapatarak, neredeyse tamamen gediksiz bir sistem oluştururlar.[1] Aslında 19. Yüzyıl kodlarıyla biçimlenerek, dünyada yaygınlaşmaya başlayan modernizmin tüm kurumsallaşma modelleri için Adorno’nun bu tespiti bir bakıma geçerlidir: bir hiyerarşiye dayalı yapısal örgütlenmelerle yürüyen bir ilerlemecilik- kalkınma miti.

Modernizmin bu kurumsallaşma biçiminde ise gedikler genelde ekonomik adaletsizliğe bağlı sınıf sorunları olarak ortaya çıkıyor. Modernist devlet ise yapıları arasındaki gedikleri kapamak için, sınıf sorununu palyatif çözümlerle çözme ya da sorunun kaynaklarını kendi hegemonyasına göre dönüştürmeye çabası içindedir. Eğer devlet kendine sosyal devlet gibi bir sıfatı yakıştırıyorsa, ihtiyaç sahibi yurttaşın barınma, eğitim, beslenme, sağlık gibi temel hak ve hürriyetler kapsamındaki eksikliklerini gidermek zorunda. Ancak bu giderme (ya da anayasal ödev) bazen çok açık, bazen de kılıflanmış olarak; iktidarın ‘bir tür öteki’ olan yurttaşını kendi hegemonyasının alıcısına dönüştürmesi olarak karşımıza çıkıyor.

Burada Öğdül’ün Sünger Bob’un bir bölümü ve hakikat çemberi arasında kurduğu bir bağı analım:

Sünger Bob ve dostu Patrick, deniz ayısı saldırısından korunmak için etraflarına bir çember çizip içine sığınırlar…Ayı ve balık karışımı melez bir yaratık olan bu canavarın saldırısından kuma çizdikleri bir çember sayesinde korunmuşlardır. İktidarın naifliği, kırılganlığı, komikliği bu denli güzel anlatılamazdı her halde. Yerleşik hayata geçtiğimizden beri tüm iktidarlar kendi etraflarına çizdikleri fiziksel ve düşünsel koruyucu çemberlerin içine sığınararak, kendi varlıkları için bir tehdit olarak gördükleri çokluğu bu çemberin dışına sürmüşlerdir hep. Daha doğrusu, eş merkezli çemberler biçiminde yayılan yerleşikler en dıştaki çemberin dışında kalanları bir tehdit olarak gördüler. Farklı olanlar kapı dışarı! Kimler sürülmedi ki çemberin dışına?[2]

Öğdül’ün bağını, modern devletin tarihi boyunca kendi ötekilerini dönüştürüp, yeniden kendi merkezine sabitlemesi ve bir açıdan onları olmamış gibi teleolojisi içinde konumlandırması olarak da okumak mümkün. Bu açıdan devlet iktidarı; ihtiyaç sahibi yurttaşın temel hak ve hürriyetleri kapsamındaki temel ihtiyaçlarını (barınma, eğitim, beslenme, sağlık) sağlamak zorunluluğunu, bir tür özel vazife olarak politik bir gösteriye dönüştürüyor.

Erzak, yakacak, kıyafet dağıtımı gibi destekleri, kendi politik hegemonyasının bir ayrıcalığı olarak sunuyor. Bu durumun yarattığı sorun şurada; iktidar zaten kendi görev ve ödevleri kapsamında olan ‘zorunlu vazifeyi’, yurttaşların ihtiyaçlarından faydalanarak, onları kendi hegemonyalarının ‘zorunlu’ alıcılarına dönüştürmekte. Yani merkez, etrafında devinen minör hareketlerin ihtiyaçlarını kullanarak, onları etkisezleştirip, merkeze sabitliyor ya da onları tamamen etkisizleştirip, deviniminin sona erdiriyor.

Örneğin seçim dönemi iktidar, devlet kaynaklarından (devletin rödovans usulü ile özel şirketlere kiraladığı madenleri ele alalım), temin ettiği kamu kaynağını, yine kamuya vermesini bir politik araç olarak kullanıyor, üstelik bunu yaparken de daha çok kaynağı temin etmek adına, kiraladığı kaynağında çalışan kendi yurttaşlarının temel hak ve hürriyetlerinden olan iş güvenliğini göz ardı ederek. Bu bağlamda 13 Mayıs 2014’te Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen bir maddende meydana gelen felakette yüzlerce maden işçisinin ölmesi, iktidarın tırnak içinde sosyal hizmet vasfının nasıl iki yönlü bir yıkıma neden olabileceğinin en korkunç örneklerinden bir tanesi.

Sınıf farklılığından dolayı ‘ötekileşmek’ zorunda kalmış ‘ihtiyaç sahibi’ yurttaş için, sosyal hizmet ve destekler, ne yazık ki iktidarın hegemonyasının bir alıcısına dönüştürülmekle eş değer. Bu aşamada iktidarın kendi coğrafyası içinde eşitsizlikleri gidermek adına attığı böyle bir adımı, aslında eşitsizliği yaratan temel güç olarak okumak mümkün ya da karşımıza dikilen şey: Harvey’in söylediği gibi; bu tür tikel farklılıkları yaratan ve sürdüren güçlerce doğurulan bir eşitsiz coğrafi gelişme kuramı.[3]

Bu eşitsiz gelişim ise Tarde’ın bakış açısıyla, ontolojik bir “farklar sistemi” olarak okunması gerekiyor. Baker’in bu tanım üzerinden ifade ettiği gibi; ekonomik ilişkiler alanını radikal olarak farklı iki açıdan okuyabiliriz; ilkin kapitalist işbölümünün kudretine boyun eğen, onun tarafından organize edilen bir sermaye-emek çelişkisi açısından, ikinci olaraksa; zorunlu bir sempati ve yaratıcı işbirliği görünümü altında.[4] Yine Soma’da yaşanan maden felaketinden yola çıkacak olursak; Türkiye’de AKP iktidarı dönemi bağlamında devlet eliyle yapılan sosyal yardım ve hizmetler (modern devletin sınıf farklarından doğan ekonomik gedikleri kapatma güdüsü) zorunlu bir sempati ve yaratıcı işbirliği görünümü altında kendini gösteriyor: İhtiyaç sahibi olan yurttaşın ihtiyaçları, başka ihtiyaç sahibi yurttaşların ölüleriyle gideriliyor ya da Baker’in çıkarımı gibi Kapitalizm Ceset Biriktirmeye Devam Ediyor.

 

[1] Adorno, Theodor W. (2003). Kültür Endüstrisini Yeniden Düşünürken. Cogito: Adorno: Kitle, Melankoli,Felsefe Sayı:36/Yaz. Çev: Bület O. Doğan http://www.ykykultur.com.tr/dergi/?makale=175&id=29

[2] Öğdül, R. Hakikat çemberi yıkıldığında. 1/08/2013, Birgün.

[3] Harvet, D. (2007). Umut Mekanları. Çev: Zeynep Gambetti. Metis: İstanbul.

[4] Baker, U. Yaratımın Güçleri: Gabriel Tarde’da Ekonomi-Politiğe Karşı Ekonomik Psikoloji. Erişim Tarihi: 17. 05.2014. http://www.korotonomedya.net/kor/index.php?id=21,225,0,0,1,0

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s